EGZOZ EMİSYON ÖLÇÜM YETKİ BELGESİ MÜRACAATINDA İSTENECEK BELGELER LİSTESİ
1.Dilekçe.
2.Yapılan işe uygun, yetkili merciden (ilgili belediye) alınmış İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatının verildiği kurumca onaylanmış veya noter onaylı aslı gibidir sureti.
3.Egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesinin aslı (Yenileme başvurularında).
4.Yönetmeliğin ekinde yer alan araç tiplerinden en az biri için, TS 12047 Yetkili Servisler-Motorlu Araçlar İçin-Kurallar Standardının sağlandığını belirten Hizmet Yeterlilik Belgesinin verildiği kurumca onaylanmış veya noter onaylı aslı gibidir sureti.
5.TS 12047 Yetkili Servisler-Motorlu Araçlar İçin-Kurallar Standardının sağlandığını belirten Hizmet Yeterlilik Belgesinde belirtilen araç/araçlar için yetkili servis sözleşmesinin aslı.
6.Egzoz gazı emisyon ölçüm cihazlarına ait kalibrasyon belgelerinin aslı.
7.Ulaştırma Bakanlığı’nca verilen İşletme Yetki Belgesinin aslı.(Araç Muayene İstasyonları İçin)
8.Egzoz gazı emisyon ölçümünde çalıştırılan personelin en az meslek lisesi motor, makine, elektrik, elektronik ve kimya bölümleri mezunu ya da bu konuda eğitim sertifikasına sahip olduğunu belirten belgelerin noter onaylı aslı gibidir sureti.
9.Egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi bedelinin İl Müdürlüğümüz Döner Sermaye İşletmesine ödendiğine dair faturanın aslı (belge bedeli İl Müdürlüğümüz teknik elemanlarının denetiminden sonra yatırılacak).
10.Ölçüm cihazlarından alınan çıktılarda ölçüm sonuçlarının yanı sıra tarih, ölçüm saati, aracın plakası, yaşı, ölçüm istasyonunun adı, adresine ilişkin bilgilerin olduğunu gösterir cihaz çıktıları (bu bilgilerin tamamını bilgisayar ortamında hazırlayan ve bilgisayar ortamında iki yıl süre ile saklayan sistemin kurulu olması gerekmektedir).
11.Pozitif ateşlemeli benzin motorlu taşıtlarda egzoz gazı emisyon ölçümlerinde kullanılacak ekipman ve cihazların TS ISO 3930’a uygunluğunu gösteren belge, sıkıştırmalı ateşlemeli dizel motorlu taşıtlardaki egzoz gazı emisyon ölçümlerinde kullanılacak cihazların 72/306/AT Yönetmeliğinde tanımlanan özelliklere uygunluğunu gösteren belgenin aslı.
12.12/10/2004 tarihinden sonra yapılmış yapılarla ilgili olarak; Yapı Kullanma İzni onaylı fotokopisi. 12/10/2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak; işletme/tesisin bu tarihten önce yapıldığını kanıtlayan resmi yazının onaylı örneği.
13.Protokolün aslı. (Yenileme başvurularında)
14.İmza sirkülerinin aslı ve imza atmaya yetkili olduğunu gösterir belgenin noter onaylı örneği.
----------------------------------------------
GAZ ANALİZ - EGZOZ EMİSYON
* TAŞIT ARAÇLARINDAN KAYNAKLANAN HAVA KİRLİLİĞİ
* MOTORLARDA EGZOZ EMİSYONLARSIN KARŞİLAŞTİRİLMASİ
* EGZOZ EMİSYONLARSIN DENETİMİ
* EGZOZ EMİSYONLARSIN ÖLÇÜMÜ
* ÖNLEME ÇARELERİ
*k DÜNYADAKİ UYGULAMALAR
* TÜRKİYE'DE NELER YAPILMIŞTIR
* TÜRKİYE'DE NELER YAPILMALIDIR
Motorlu Araçlar Çevre Kirliliğim Nasıl Oluşturur, Egzoz
Gazlarının Bileşimi Nedir ?
İçten yanmalı motorlarda, yanma sırasında yakıt içindeki HİDROKARBONLAR, hava içindeki OKSİJEN ile birleşerek çeşitli bileşikler oluşturur. Egzoz ile dışarı atılan bu bileşiklerin % 99'u SU, AZOT, OKSİJEN ve KARBONDİOKSİT gibi zararsız gazlardan oluşmaktadır.
ÇEVRE ve İNSAN sağlığına zararlı bileşikler ise, normal koşullarda egzoz gazlarının yalnız % l'ini oluşturur. Örnek olarak önlem alınmamış bir benzin motorunda bu zararlı bileşikler:
CO (KARBONMONOKSİT) 0.85%
HC (HİDROKARBONLAR) 0.05%
N0x (AZOTOKSİTLER) 0.08 %
KATI PARÇACIKLAR (Duman) 0.005 %
Hangi Bileşikler Nasıl Zararlıdır ?
karbonmonoksit (co)
-Yakıtın eksik yanması sonucu doğan (CO) renksiz, kokusuz ve tatsız bir gazdır.
-Havada binde 3 sınır değerinde öldürücüdür. Özellikle benzinli araçlarda ralantide çıkar.
- Kapalı bir ortamda çalışan bir otomobilin egzozundan çıkan (CO) orada bulunanları zehirler ve öldürür.
- Atmosferde kendiliğinden havanın oksijeni ile birleşerek (C02)'ye dönüşür.
AZOTOKSİTLER (N0x)
- NO renksiz, kokusuz ve tatsız bir gazdır. Motor içindeki yüksek sıcaklık nedeni ile ortaya çıkar.
- NO, havanın oksijeni ile birleşip N02 oluşur.
- Kahverengi ve kokulu olan N02, akciğer dokusunda hasara ve felce neden olur.
HİDROKARBONLAR (HC)
- Yakıtın eksik yanması ve benzinin depodan veya dölüm sırasında buhariaşması ile ortaya çıkar
- Bazı HC'Ier mukozada tahrişe yol açar, bazıları ise kanserojendir.
- Hidrokarbonlar, NO ve güneş ışığı etkisi ile Ozon (03) meydana getirir.
KATI PARÇACIKLAR (Duman)
- İs veya duman olarak tanınırlar,
- Dizel motorlarında görülür,
- Zararlı oldukları halen tartışma konusudur,
- Kaliteli yakıt kullanılması ve yakıt pompasının doğru ayarlanması ile büyük bir
ölçüde önlenebilir,
- Bunlara karşı ticari kullanımı olan bir filtre düzeni mevcut
KURŞUN BİLEŞİKLERİ
- Benzinde vuruntuya karşı direnci sağlamak amacı ile Kurşun Tetra Etil katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.
- Bunun sonucu egzoz gazında oluşan kurşun bileşikleri doku, kan dolaşımı ve sinir isteminde tahribat yaratmaktadır.
- Benzindeki kurşun katkısı için, çeşitli benzinlerde 20.Mart.l985 tarih ve EEC 85/210 sayılı AT direktifinde aşağıdaki sınırlar verilmiştir:
* Kurşunlu benzinde kurşun miktarı en çok 0,40 gr Pb/litre, en az 0,15 gr Pb/litre;
* Kurşunsuz benzinde kurşun miktarı en çok 0,013 gr Pb/litre;
* Benzen miktarı en çok hacim olarak % 5,0
- Ülkemizde TÜPRAŞ tarafından üretilen normal benzinde en çok 0,15 gr Pb/litre, süper benzinde en çok 0,40 gr Pb/litre ve kurşunsuz benzinde en çok 0,013 gr Pb/litre değerleri verilmektedir.
- 1985 yılında yayınlanan bu direktifin, 01.Ekim.l989 tarihinde AT üyesi ülkelerde yürürlüğe girmesi kabul edilmiştir. Bu süre içinde kurşunsuz benzinin ülke çapında dengeli dağıtımı ve bulunabilirliği öngörülmüştür.
Kurşunsuz benzin üretiminde, rafineri maaliyeti özel proses nedeni İle kurşunlu benzine kıyasla daha pahalıdır. Satış fiyatı ancak vergi indirimi ile düşürülebilmektedir.
Kurşun katkısı subap yuvalarında yağlama etkisine sahiptir. Bu nedenle kurşunsuz benzin kullanılması İçin subap ve subap yuvalarında özel malzeme gereklidir.
Benzinde yalnız kurşun miktarının azaltılması, çevre kirliliği açısından yeterli değildir. Katalizatör için kurşunsuz benzin kullanma zorunluluğu, dolaylı olarak kurşunun olumsuz etkisin! de azaltmaktadır.
AT ülkelerinde 1985 tarihinden itibaren kurşunsuz benzinin yaygınlaşması için önce bu benzine uygun motorlar geliştirilerek talep yaratılmış ve dağıtım sistemi yaygın hale gelince katalİzatörün tüm otomobillerde uygulanmasını zorunlu kılan EURO 93 standardı 01.01.1993'den itibaren başlatılmıştır.
Ülkemizde otomobil üreten fabrikaların tüm modelleri Temmuz-1993 tarihinden itibaren kurşunsuz benzin kullanacak duruma getirilecektir. Böylece bu benzine talep artışı sonucu, katalizatöre geçiş döneminde kurşunsuz benzinin ülke çapında yaygınlaştırılması sağlanacaktır.
Motorlarda Egzoz Emisyonlarının Karşılaştırılması
Egzoz emisyonu bileşimi dizel ve benzin motorlarında farklıdır.
Kamuoyundaki genel kanının aksine, herhangi bir önlem alınmamış dizel motoru benzin motoruna kıyasla daha az çevre kirliliği yaratmaktadır.
Gerekli önlemler alındığında, çevre kirliliği benzin motorlarında daha etkili bir
şekilde azaltılabilmektedir.
Yukarıdaki grafikten de açık olarak görüldüğü gibi, önlem alınmamış bir dizel motorunda egzoz emisyonu, gerekli önlemler alınmış bulunan benzin motoruna kıyasla daha azdır.
Bu nedenle taşıt araçlarındaki çevre kirliliği Önleme çalışmaları, daha çok benzin motorlu araçlarda yoğunlaştırılmıştır.
Egzoz Emisyonlarının Denetimi
- Dünyada ilk düzenlemeler 1968 yılında California'da ve ilk uygulamalar ise 1972 yılında Avrupa'da ECE.R.15.00 ve EEC.70/220 ile başlamıştır.
- Daha sonraki yıllarda aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır:
1972 1975 1977 1979 1984 1989 1991
ECE R.15.00 15.01 15.02 15.03 15.04 15.05 EURO 93
EEC 70/220 74/290 77/102 78/665 83/351 88/76 91/441
- ECE R.15.04U ECE R.15.05 ve Euro 93 (EEC 91/441) Regülasyonları sınırları daha da daraltarak İzlemiştir.
- ECE R.15.05 ve sonraki düzenlemelerde verilen sınır değerleri ancak katalitik konvertör kullanarak sağlanabilmektedir.
- 1984 tarihli TS 4236 ve TS 5648 sayılı Türk Standartları, ECE R.15.04 regülasyonu ile aynı hükümleri taşımaktadır.
ECE: Economic Commission for Europe (ECE regulasyonları ihtiyaridir)
EEC: European Economic Community (EEC direktifleri zorunludur)
Egzoz emisyonlarınım denetimi, AT ülkelerinde kendi sanayilerindeki uyum süresini göz önünde bulundurarak, belirli bir program ile aşamalı olarak uygulamaya alınmaktadır.
Örneğin ECE R.15.05 (EEC 88/76) düzenlemesi 1989 yılında yayınlamış olmasına karşılık uygulamaya geçiş zamanı, her ülke için kendi koşullarına göre birbirinden farklıdır.
Almanya'da ECE R.15.05 düzenlemesi 2,0 litre silindir hacminden büyük araçlar İçin uygulamaya 1989 yılında başlamıştır. Ancak 1,4 - 2,0 litre silindir hacmindeki araçlarda kesin uygulamanın 4 yıl gibi bir uyum döneminden sonra 1993 yılında başlaması planlanmıştır.
Son olarak AT ülkelerinde ECE R.15.05 yerine, EURO 93 (EEC.91/441) regülasyonunun uygulanması öngörülmektedir.
Bu duruma göre, AT ülkelerinde tüm benzinli araçlarda katalitik konvertör kullanılmasına 1993 yılında geçilmektedir.
Egzoz Emisyonları Nasıl ölçülür
- Standartlarla belirlenen egzoz emisyon ölçümleri, yeni model araçlarda tip onayı ve seri üretimden alınan örneklere uygulanır. Bu ölçüm:
* Egzoz gazlarım test süresince toplayan,
* Bunları analiz ederek içindeki HC, CO, C02 ve N0x bileşenlerim ölçen,
* Ölçüm sırasında ortalama araç kullanımım simule eden bir çevrimi uygulayan, özel şasi dinamometrelerinde yapılmaktadır.
- Böyle bir tesiste ölçme düzeninin bina hariç yaklaşık maliyeti en az 2.0 milyon $’dır.
- Kullanılmakta olan araçlarda ise, egzoz emisyonu yalnız CO miktarım belirlemek için muayene istasyonlarında yapılmaktadır, örnek olarak Almanya'da uygulanan STVZO regülasyonu madde 47-a'ya göre, CO sınırı hacimsel olarak % 4,5 dür.
Motorlu Taşıt Emisyonları ölçümünde Uygulanan Testler
- 3,5 tondan hafif araçlarda emisyon ölçümü yukarda görülen Avrupa test düzeneğinde yapılır.
- Bu test sırasında araç, çeşitli hızlarda çalıştırılarak gerçek yol kullanım koşulları simule edilir. Test sırasında çevrim dört kez tekrar edilir ve egzoz gazı bir torbada toplanır. Toplanan gazlar analiz edilerek, zararlı gazların kütleleri ölçülür.
- Avrupa, ABD ve Japonya, kendi ülke yol ve kullanım koşullarına uygun olan farklı çevrimler oluşturmuşlardır. Yukarda ECE R.l5.00'de öngörülen ve ECE.R. 15.05 de de uygulanan Avrupa Testi Çevrimi verilmiştir. 1993 yılından itibaren uygulanacak olan EURO 93 (EEC.91/441) regülasyonunda daha gerçekçi bir simülasyon amacı ile otoyol çevrimi buna eklenmiştir.
- 3,5 ton'dan ağır ticari araçlarda emisyon ölçümleri taşıt yerine, yalnız taşıtın dizel motorunda yapılır. Bu amaçla 13 Basamaklı Ölçüm Yöntemi uygulanır. Toplanan gazlar seyreltme yapılmadan aynı yöntemle değerlendirilir. Gazdaki katı parçacıklar (duman) miktarı ayrıca belirlenir.
B) Kullanılan Yakıt ve Araç Bakımı île İlgili özellikler
Motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliği, yakıt kalitesi ile yakından ilgilidir:
Benzin kalitesi, AT’de geçerli EN 228 standardına uymalıdır.
Dizel yakıtında kükürt oranı % 0.3'ü geçmemelidir.
Araçların bakımlı olması hava kirliliğim azaltmaktadır:
Benzin motorlarında yakıt ve ateşleme sistemi tekniğine uygun ayarlanmalıdır.
Dizel motorlarında mazot pompası ve enjektörler tekniğine uygun ayarlanmalıdır
C) Katalitik Konvertör Ne îşe Yarar
- Katalitik Konvertör (Katalizatör/Katalizör/Katalist), ECE R. 15.05 (88/76) ve EUR0.93 regülasyonlarındaki sınır değerleri için benzin motorlu taşıtlarda kullanılır.
- Katalitik Konvertör sistemi, bir katalizatör gibi kimyasal reaksiyonu hızlandırır.
- Katalitik Konvertör sisteminde katalizatör işlevim, rodium ve platin gibi asil metallerle kaplanmış seramik filtre görmektedir.
- Katalitik Konvertör'de:
* CO Karbonmonoksit oksijen ile yanar ve zararsız C02 karbondioksitle dönüşür,
* CH Hidrokarbonlar oksijen ile yanar ve C02 + Su haline dönüşür.
* NO Azotoksitlerden oksijen ayrıştınlarak, N2 azot ve C02 karbondioksit oluşur.
D) Katalitik Konvertör Nasıl Çalışır
- Katalitik Konvertörün verimli çalışabilmesi için hava/yakıt karışımı (14,5 kg hava/lkg yakıt) oranında olmalıdır. Bu oranda Hava Fazlalık Katsayısı (^=1) değerindedir. Bu durumda katalitik konvertör zararlı gazların kontrolünü % 100 oranında sağlamaktadır.
- Karışımda hava artarsa (fakir karışım), N0x dönüşüm verimi; yakıt artarsa (zengin karışım), CO ve CH dönüşüm verimi düşer. Bu nedenle (^=1) değeri daima korunmalıdır.
- Bu koşul benzin püskürtme sistemi ve elektronik kontrol düzeni ile sağlanır.
- Egzoz sisteminin herhangi bir şekilde delinmesi, bujilerin arızalanması v.b. nedenlerle, katalitik konvertör tamamen devre dışı kalmaktadır.
- Sistemin etkili çalışması uygun ve itinalı bakımla ilgilidir. Almanya'da son olarak TÜV kuruluşu tarafından yapılan bir araştırmada, katalitik konvertör takılı olan araçların % 30'unda ve A.B.D.'de yapılan araştırmaya göre ise % 50'sinde bu düzenin bakımsızlık nedeni ile çalışmadığı belirlenmiştir.
- Araçlarda çok kısa bir süre için dahi kurşunlu benzin kullanılması, bu donanımın tıkanmasına neden olmaktadır. Kurşunsuz benzin kullanımındaki ana amaç, katalitik konvertörün tıkanmamasını sağlamaktır. Kurşunun zararları da bu suretle ortadan kalkmaktadır
Türkiye Motorlaşmanın Neresindedir
- Türkiye'de hava kirlenmesine araçların katkısı nedir sorusunu yanıtlamadan önce, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye'de ne kadar araç vardır sorusunu sormak gerekir.
- Avrupa'da ortalama her 1000 kişiye 218 otomobil düşerken, Türkiye'de her 1000 kişiye 36 otomobil düşmektedir.
-Amerika, Almanya, Fransa gibi ülkelerde ise her 1000 kişiye 480 otomobil düşmektedir.
- Paris'te 5 milyon otomobile karşılık. İstanbul'da 900 bin otomobil vardır.
- Türkiye'de motorlu taşıt araçlarının hava kirliliğine katkı düzeyi belirlenmelidir.
Ülkeler Katalitik Konvertör Uygulamasını Teşvik İçin Ne Yapıyor
- Kurşunsuz benzin kullanması zorunlu olan katalitik konvertörlü araçlar için, kurşunsuz benzin daha ucuz satılmaktadır.
- Katalitik konvertör kullanan motorlu araçlara, yıllık kullanım vergisinde İndirim uygulanmaktadır.
- Kurallar sanayi ile yakın işbirliği İçinde ve sanayinin uyum sağlayabileceği düzeyde geliştirilmektedir.
- Her kuralın yayımı ile uygulamaya girmesi, belirli bir uyum döneminde olmaktadır.
- Örneğin Almanya'da 1,4 - 2,0 litre motor hacmi olan araçlarda 1993 yılma kadar katalitik konvertör gerektirmeyen ve 1984 yılında yayınlanan ECE.R.15.04 yürürlükte kalmıştır.
Türkiye'de Şimdiye Kadar Ne Yapılmış, Ne Yapılmamıştır?
-Konu kamuoyunda yeterince açıklığa kavuşmuş değildir. Bu raporun ana amacı konulara açıklık kazandırmaktır.
- Hükümet her satılan otomobil ve taşıt araçlarından çevre fonu almış, fakat bu konuda amaca yönelik yeterli bir harcama yapmamıştır.
- Yeni üretilen araçların denetimi için ECE R.15.04'ün uyarlaması olarak TS 4236 ve TS 5648 yayınlanmış, fakat gerekli laboratuar kurulmadığı için uygulanmamıştır.
- Kullanılmakta olan araçların muayenesi için ülke çapında yaygın tesisler kurulmamıştır.
- Hava kirliliğine neden olan diğer kaynaklar için yeterli bir denetim sistemi kurulmamıştır.
Türkiye'de Neler Yapılmalıdır
Genel
- Türkiye'de kış aylarında aşırı düzeye yükselen hava kirliliğinin kaynakları ile bu kaynakların boyutları ayrıntılı araştırmalar ile ortaya çıkartılmalıdır.
- Hava kirliliği ile mücadele, kirliliğe neden olan kaynakların tümünde aynı zamanda ve aynı kararlılıkla yapılmalıdır, özellikle ısıtma ve endüstriden kaynaklanan kirlilik için gerekli önlem alınmazsa, yalnız taşıt araçlarında kirliliğin önlenmesi hava kirliliği sorununu çözmez.
Uyum Programı, Yakıt Üretimi
- Taşıt araçlarından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi amacı ile gerekli önlemler için uygulama programı, otomotiv sektörü ile birlikte hazırlanmalıdır. Sektörün uyum programı kesinleştirilerek açıklanmalıdır.
- TSE tarafından AT ülkelerinde uygulanan regülasyonlar Türk Standardı olarak yayınlanmalı ve bu standartlar uyum programına paralel olarak uygulamaya alınmalıdır.
- Bu uyum programının gerektirdiği kalitede yakıt üretimi, uyum programı ile paralel olarak gerçekleştirilmelidir. Çevre koruma için gerekli olan kalitede kurşunsuz benzin ve düşük kükürtlü motorinin yurt çapında dengeli bir şekilde temini gerçekleştirilmelidir.
Otomotiv Çevre Laboratuarı
- Yeni üretilen araçlarda standartlara göre egzoz emisyonu denetimi için. Devletin öncülüğünde ve Çevre Fon'undan sağlanacak kaynaklar İle "Otomotiv Çevre Laboratuarı" kurulmalıdır.
- Laboratuar, tarafsız, bağımsız ve verimli çalışmasına olanak sağlayacak bir yönetim biçimine sahip bulunmalıdır.
- Bu laboratuar, AT standartlarına uygun araç ve gereçler ile donatılmalı ve sektörün ihtiyacını karşılayabilecek kapasite olmalıdır.
Teşvikler
- Standartların gerektirdiği kurşunsuz benzin ve düşük kükürdü yakıt fiyatları diğer yakıtlara göre daha düşük tutulmalıdır.
Taşıt Muayeneleri
-13.10.1983 tarih 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince kurulması öngörülen "Araç Muayene İstasyonları"nın, Yönetmeliği uyarınca ülke çapında kuruluşu gerçekleştirilmelidir. Bu konuda yerli üretici firmaların mevcut olanaklarının değerlendirilmesi İçin gerekli çalışmalar yapılmalıdır.
- Kullanılmakta olan araçlarda hava kirliliğinin temel nedeni, tekniğine uygun olarak yapılmayan araç bakım ve ayarlarıdır. Araç muayenelerinin periyodik ve etkili bir şekilde yapılması ile bu sakınca giderilmelidir.
- Kullanılmakta olan araçların egzoz emisyonlarım denetlemek amacı İle Çevre Bakanlığınca yayınlanan 25 Eylül 1992 tarih ve 92/1 sayılı Tebliğ eksiklikleri giderilerek uygulanmalıdır.
EURO'93 ŞARTLARINI SAĞLAYAN
BENZİNLİ BİR MOTORUN PARÇALARI
L- YAKIT BASINÇ REGÜLÂTÖRÜ:
YAKIT HATTINDA BASINCI SABÎT TUTAR (2.6 - 2.8 BAR)
VE FAZLA YAKITI GERİ GÖNDERİR.
2- YAKIT DAĞITIM HATTI:
ENJEKTÖRLERİN İÇİNE YERLEŞTİRİLDİĞİ YAKIT BORUSU.
SABİT BASINÇTAKİ YAKITIN DAĞILIMINI SAĞLAR.
3- YAKIT DEPOSU:
4- YAKIT FİLTRESİ:
5- YAKIT POMPASI:
"GEROTOR" TİPİ POMPA ROTORDA 10 DIŞ, ÇEMBERDE 11 DİŞ OLAN
ELEKTRİK MOTOR TAHRİKLİ POMPA
6- RÖLÂNTİ DEVRÎ KONTROL SUPABI:
DEĞİŞKEN DELİKLİ BİR ORİFİS TIR. RÖLÂNTİ DEVRİNDEKİ
HAVA MİKTARINI AYARLAR ECU TARAFİNDAN KONTROL EDİLİR
7- HAVA KELEBEK KONUM SENSÖRÜ:
GAZ PEDALININ BAĞLI OLDUĞU HAVA KELEBEĞİNİN KONUMUNU GÖSTEREN SENSÖR BUNUN YARDIMI İLE MODÜL, NE KADAR GÜÇ ISTEDİĞTMİZL VE BUNU NE KADAR ÇABUK İSTEDİĞİMİZİ ANLIYOR
8- HAVA DEBİMETRESİ (ANEMOMETRE) :
ÜZERİNDEN HAVA GEÇEN TELLERİ AYNI SICAKLIKTA TUTMAK
İÇİN GEREKEN ENERJİYİ ÖLÇEREK. MODÜLÜN, GEÇEN HAVA DEBLSINÎ VE KÜTLESİNİ HESAPLAMASINA YARAYAN DEBİ ÖLÇER
9- ENJEKTÖR:
YAKITI EMME PORTLARINA PÜSKÜRTEN. AÇDC KALMA SÜRESİ
AYARLANABİLEN BİR SOLENOÎD VALFTIR
10- KAM MİLİ KONUM SENSÖRÜ:
MOTOR, İLK ÇALIŞTIRMADA 600 D/D YA GELDİKTEN SONRA ENJEKTÖRLERE ATEŞLEME SIRASINA GÖRE PÜSKÜRTME İMKÂNINI VEREN, L. PİSTONUN KONUMU İLE TLGÎLÎ SİNYALİ VERİR
11- EMME HAVA SICAKLIK SENSÖRÜ:
SOĞUK ÇALIŞMA, ISINMA VE TÜM MOTOR REJİMLERİNDE ECU TA YAKIT MİKTARINI HESAPLAMAKTA KULLANACAĞI HAVA SICAKLIK DEĞERLERİN! VERİR- SICAKLIK YÜKSELİNCE REZİSTANSIN DÜŞMESİ PRENSİBİ İLE ÇALIŞIR.
12- SOĞUTMA SUYU SICAKLIK SENSORU:
13- LAMBDA SENSORU:
DIŞ HAVA VE EGZOZ GAZI ARASINDAKİ OKSÜEN FARKINI ÖLÇEREK, ECU 'NÜN EGZOZ EMİSYONLARINA GÖRE YAKIT AYARINI SÜREKLİ KONTROL ETMESİNİ SAĞLAR.
14- MOTOR DEVİR SENSORU:
VOLAN ÜZERİNDE YAPILMIŞ ÇIKINTILARI (35 DÎŞ -1 BOŞ) SAYARAK MOTOR DEVRİNİ VE KRANK AÇISINI BULUR.
15- ATEŞLEME BOBİNİ:
ATEŞLEME MODÜLÜ TARAFİNDAN KONTROL EDİLİR.
16- YAKIT BUHARI TOPLAMA TÜPÜ:
BENZİN DEPOSUNDA OLUŞAN BUHARI EMEN BİR KARBON BLOK BARINDIRAN BİR KUTUDUR. EMİSYON ÖNLEMLERİNDENDİR. FAZLA GAZI BİR SUPAP YARDIMI İLE MANTFOLDA GÖNDERİR.
17- TÜP BOŞALTMA SUPABI:
KONTAK 1 KONUMUNA GETİRİLİNCE AÇILAN BİR SOLENOİD SUPAPTIR.
18- HAVA FİLTRESİ:
19- GÜÇ RÖLEST
20- YAKIT POMPA RÖLESÎ:
21- KONTAK ANAHTARI:
22- ATEŞLEME MODÜLÜ:
MOTOR DEVRİ VE KRANK AÇIŞI BÎLGLLERJNE GÖRE ATEŞLEME
SIRASINI KONTROL EDEN, ECU'DAN AVANS BİLGİLERİNİ ALARAK UYGULAYAN MODÜLDÜR.
23- AKÜMÜLATÖR:
24- 3 YOLLU KATALİTİK KONVERTÖR:
25- ELEKTRİK KONTROL ÜNİTESİ (ECU) :
TÜM SENSÖRLERDEN ALDIĞI BÎLGLLERL SAKLAYAN, İŞLEYEN VE SİSTEME EMİRLER GÖNDEREN BİLGİSAYAR.
EGZOZ EMİSYONU ÖLÇÜM PERİYOTLARI
Egzoz Gazı Emisyon Ölçümü Yaptırma Periyotları
(1) Taşıtlar, Ek-1 de belirtilen sınıflar esas alınmak kaydıyla cinslerine, kullanılma amaç ve şekillerine uygun olarak aşağıda belirtilen periyotlarda egzoz gazı emisyon ölçümüne tabi tutulur:
a) Hususi otomobiller ilk üç yaş sonunda ve devamında her iki yılda bir.
b) Resmi otomobiller ilk iki yaş sonunda ve devamında yılda bir.
c) Diğer motorlu taşıtlar ilk bir yaş sonunda ve devamında yılda bir.
ç) Trafikte seyreden tüm motorlu taşıtlar on yaş sonunda yılda bir.
(2) Taşıtın trafiğe çıkışından sonraki muafiyet süresinin bitim tarihinden itibaren bir ay içerisinde egzoz gazı emisyon ölçümü yaptırılması zorunludur. Takip eden emisyon ölçümleri ise taşıtın trafiğe çıkış tarihi esas alınarak uygulanır.
EK-1 Taşıt Kategorileri
(1) Yolcu taşımak için kullanılan ve sürücü koltuğu haricinde 8 den fazla koltuğu olan dört tekerlekli motorlu taşıtlar.
(2) Yük taşımak için kullanılan ve müsaade edilebilir maksimum ağırlığı 3500 kg.dan fazla olan motorlu taşıtlar.
(3) Taksiler ve ambulanslar.
(4) Normal olarak karayolunda yük taşımak için kullanılan ve azami müsaade edilebilir ağırlığı 3500 kg.dan az olan tarım ve orman traktörleri haricindeki en az dört tekerlekli motorlu taşıtlar.
(5) Yolcu taşımak için kullanılan ve sürücü koltuğu haricinde 8 den az koltuğu olan en az dört tekerlekli motorlu taşıtlar. 1 ve 2 numarada yer alan taşıtlar ağır araçlar, 3, 4 ve 5 numarada yer alan taşıtlar hafif araçlar sınıfına girer.
Taşıtın trafiğe çıkışından sonraki muafiyet süresinin bitim tarihinden itibaren bir ay içerisinde egzoz gazı emisyon ölçümü yaptırılması zorunludur. Takip eden emisyon ölçümleri ise taşıtın trafiğe çıkış tarihi esas alınarak uygulanır.
---------------------------------
EGZOZ GAZI EMİSYON ÖLÇÜM YETKİ BELGESİ
Egzoz Gazı Emisyon Ölçüm Yetki Belgesi
(1) Bu Yönetmelikte belirlenen şartları sağlayan egzoz gazı emisyonu ölçüm istasyonu yetkilisince; TS 12047 ye göre alınan Hizmet Yeterlilik Belgesinin veya TS EN ISO/IEC 17020 Belgesi ile Ulaştırma Bakanlığının verdiği yetki belgesinin verildiği kurumca onaylanmış bir sureti ile birlikte istasyonun bulunduğu yerdeki il çevre ve orman müdürlüğüne müracaat edilir. Müracaatı takiben, istasyon, il çevre ve orman müdürlüğü tarafından yerinde incelenir, gerekli şartları sağladığının tespiti ve uygun görülmesi halinde protokol düzenlenir. Egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi ücreti Bakanlıkça belirtilen hesaba yatırılır.
(2) Müracaatın yapıldığı il çevre ve orman müdürlüğünce; TS 12047 ye göre alınan Hizmet Yeterlilik Belgesinin veya TS-EN ISO/IEC 17020 Belgesi Ulaştırma Bakanlığının verdiği yetki belgesinin verildiği kurumca onaylanmış bir sureti, protokolün bir örneği ve egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi ücretinin ödendiğine dair belge Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça uygun görülen istasyon için egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi düzenlenir ve belge istasyon yetkilisine verilmek üzere müracaatın yapıldığı il çevre ve orman müdürlüğüne gönderilir.
(3) Bakanlık egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi düzenleme yetkisini il çevre ve orman müdürlüklerine devredebilir. Yetki devri yapıldığında Bakanlık tarafından bastırılan Yetki Belgelerinin kullanılması zorunludur. Yetki devri ile ilgili diğer esaslar Bakanlık tarafından yayınlanacak genelge ile belirlenir.
(4) Egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi sadece bir istasyon için geçerlidir.
(5) Egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesinin geçerlilik süresi düzenlendiği tarihten itibaren üç yıldır. İstasyon işleteninin yeni yetki belgesi talebi doğrultusunda uygunluk koşulları devam ediyorsa bedeli karşılığı yeni yetki belgesi düzenlenmesi işlemleri başlatılır. Yeni egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi düzenleninceye kadar egzoz gazı ölçümleri istasyonun bulunduğu yerdeki il çevre ve orman müdürlüğünce durdurulur. Egzoz gazı emisyon ölçüm istasyonlarındaki faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanması için yeni egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi talepleri üç yıl bitmeden önce Bakanlığa ya da yetkinin devredildiği il çevre ve orman müdürlüğüne yapılır. (
6) Egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi almış olan istasyonlar yetki belgesi geçerliliği devam ettiği sürece egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi bedeline ilişkin yapılan düzenlemelerden muaftır.
• “Ölçüm cihazlarının kalibrasyonunun Türk Standartları Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Ulusal Metroloji Enstitüsü veya bu konuda yetkili kuruluşlardan alınan Kalibrasyon Sertifikalarına sahip laboratuar/kuruluşlar veya bu konuda yetkili kuruluşlardan alınan eğitim sertifikasına sahip şahıslar tarafından yapılması ve bu sertifikaların geçerlilik süresi bitiminden önce yenilenmesi gerekmektedir. “ hükmü eklenmiştir.
• Ölçüm istasyon işleteni ile ilgili “kusur” ve “suç” birbirinden ayrılmış; ilgili idari yaptırımlar her bir uygunsuzluk için ayrı ayrı tanımlanmıştır.
Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü Yönetmeliği
EGZOZ ÖLÇÜMÜ DENETİMİ VE UYGULANACAK YASAL İŞLEMLER
Egzoz Denetimleri:
4 Nisan 2009 tarih ve 27190 sayılı “Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü Yönetmeliği” 'ne istinaden Çevre Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasına göre yetki devri yapılan kamu kurum ve kuruluşlarının yetkili personeli denetim elemanları yetkilileri, trafik zabıtaları ile müşterek denetime çıkar, taşıtların egzoz gazı emisyon ölçüm pulu olup olmadığına bakar ve gerektiğinde ölçüm cihazları ile taşıtın egzoz gazı emisyon ölçümünü yapabilir şekline tanımlamaktadır.
Uygulanacak Yasal İşlemler
İl Çevre ve Orman Müdürlüğü personeli ve trafik zabıta elemanları ile müşterek egzoz gazı emisyon ölçüm denetimi yapmaktadırlar.
Denetimlerde; egzoz gazı emisyon ölçümünün periyodunda yaptırılmadığının veya egzoz gazı emisyon ölçüm sonuçlarının bu Yönetmelikte belirtilen sınır değerlere aykırı emisyona sebep olduğunun tespiti halinde taşıt sahibine soruşturma zamanaşımı süresi de dikkate alınarak Çevre Kanununun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre idari para cezası verilir. Egzoz Gazı Emisyon peryotları hakkında düzenlenen İdari yaptırım kararı ve ilgili tebligat işlemleri 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre denetimin yapıldığı il çevre ve orman müdürlüğünce yürütülür. .
Egzoz Gazı Emisyon Ölçüm İstasyonlarının Denetimi
Egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi verilen istasyonlar bu Yönetmelik hükümleri kapsamında Bakanlıkça veya il çevre ve orman müdürlüğünce denetlenir.
İlgili yönetmeliğin 16. maddesinde belirtilen kurallara aykırı davranışta bulunan yetkili egzoz emisyon ölçümü yapan işletmelerin yetkileri tek taraflı feshedilebilir, egzoz gazı emisyon ölçümleri durdurulabilir veya durumun düzeltilmesi için süre verilebilir.
Diğer yandan yazılı ölçüm sonucunu taşıt işletenine vermeyen ve/veya Bakanlıkça belirlenen pul bedelinden farklı ücret talep eden ve/veya çift yakıt kullanan motorlu taşıtlarda her iki yakıta göre de egzoz gazı emisyon ölçümünü yapmayan ve/veya egzoz gazı emisyon ölçüm cihazlarının özelliklerinin 11 inci maddede belirtilen özelliklere uygun olmadığı tespit edilen ve/veya araç muayene istasyonu faaliyetinin daimi/geçici olarak durdurulması veya TS 12047 kapsamında Türk Standartları Enstitüsü tarafından verilen Hizmet Yeterlilik Belgesi ve/veya TS EN ISO/IEC 17020 kapsamında Ulaştırma Bakanlığı tarafından verilen İşletme Yetki Belgesinin iptal edilmesi hallerinde il çevre ve orman müdürlüğüne bildirim yapılmaması hallerinde istasyon işleteninin egzoz gazı emisyon ölçüm işlemleri derhal durdurulur, protokol il çevre ve orman müdürlüğünce tek taraflı olarak feshedilir ve yetki belgesi iptal edilir. Yetki belgesi iptal edilen istasyona ait pul ve ruhsatlar ile bedellerine ait işlemler 9 uncu maddeye göre yürütülür.
Bu kapsamda, egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi iptal edilen ölçüm istasyonlarına, yetki belgesinin iptal edildiği tarihten itibaren bir yıl boyunca yeniden egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi düzenlenmez.
HAVA VE KİRLETİCİ EMİSYONLAR
Saf hava, başta azot ve oksijen olmak üzere argon, karbondioksit, su buharı, neon, helyum, metan, kripton, hidrojen, azot monoksit, karbon monoksit, ksenon, ozon, amonyak ve azot dioksit gazlarının karışımından meydana gelmiştir.
Atmosferi oluşturan bu gazların, en kararsız olanları su buharı ve karbondioksittir. Atmosferdeki su buharı miktarı, denizler, göller, nehirler ve bitkilerden buharlaşma ile artar ve bulutlardan sis, çiğ, yağmur oluşumu ile de azalır.
Su buharının bu değişkenliği, uzun sürede, bu olaylarla birbirini öyle dengeler ki, su buharının atmosferdeki miktarı değişmez.
Karbondioksit ise normalde çok küçük yer teşkil eden bir bileşendir. İnsan ve hayvanların teneffüsü ve bitkilerin fotosentez olayı ile atmosferdeki miktarı dengede tutulur.
Atmosferdeki bu kirleticiler, kirletici kaynaklarından atmosfere doğrudan verilen kirleticiler ve bu kirleticilerle, atmosferik özellikler arasındaki kimyasal olaylar sonucu oluşan kirleticiler olmak üzere iki şekilde bulunurlar.
Emisyon kirleticiler, havanın doğal yapısındaki bileşimi değiştiren ve katı,sıvı ve gaz formlarda bulunabilen kimyasal maddelerdir.Emisyon kirleticileri fiziksel ve kimyasal yapılarına bağlı olarak sınıflandırılabilirler. Genel anlamda emisyon kirleticileri;
Yanma Gazları (SO2,NOx,CO)
Toz
Tozda ağırmetaller
Uçucu Organik Buhar ve Bileşikler (VOC)
Flor
Klor
PAH
Dioksin-Furanlar
Radyoaktif Maddeler
vb. şeklinde sınıflandırmak mümkündür. Ayrıca bazı spesifik kirleticilerin varlığınıda göz ardı etmemek gereklidir. Zira bu kirleticiler çok düşük konsantrasyon değerlerinde dahi insan sağlığını tehdit edebilmektedir. Bu kirleticiler içerisinde en önemli grup kanser yapıcı, tetrajonik ve mutajenik etkilere sahip maddelerdir. Bu kirleticilerle, atmosferik özelliklerin oluşturduğu kimyasal reaksiyonların en önemlileri ise fotokimyasal olaylardır ki, bunlardan özellikle floroklorokarbonlar, güneşten gelen zararlı UV (ultraviole) ışınlarına karşı yeryüzüne koruyan ozon tabakasında büyük tahribata yol açmaktadır. Doğal veya insan yapısı sonucu atmosfere karışan kirleticiler, her iki halde de atmosfere yayıldıkları anda hızla kimyasal reaksiyonlar oluştururlar ve hava akımları ile karışır, dağılır, yayılır ve taşınırlar. Böylece kirleticiler, kaynaktan çıkıp, alıcılara ulaştığında karakterleri değişebilir.
EGZOZ GAZI EMİSYONU KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ
8 Temmuz 2005 tarih ve 25869 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Trafikte Seyreden Motorlu Kara Taşıtlarından Kaynaklanan Egzoz Gazı Emisyonlarının Kontrolüne Dair Yönetmelik” yürürlükten kaldırılarak yerine 4 Nisan 2009 tarih ve 27190 sayılı “Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü Yönetmeliği” Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü Yönetmeliği ile değiştirilen ve ilave edilen hususlar;
• Egzoz Gazı Emisyon Ölçüm Yetki Belgesi düzenlenmesine dair yetki ve sorumluluğun, taşra teşkilatına devredilebilmesine olanak sağlayacak hükümler getirilmiştir.
• İl Müdürlüklerince yapılacak denetimlerde kolaylık sağlanması amacıyla Motorlu Taşıt Egzoz Gazı Emisyon Ruhsatı bedelli hale getirilmiştir.
• Egzoz Gazı Emisyon Ölçüm Yetki Belgelerinin nasıl düzenleneceği, değişikliklerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı, kayıp, çalınma vb. hallerde ne yapılacağına dair prosedürlere açıklık getirilmiştir.
• Taşıt işleteninin Yönetmeliğe aykırı davranması halinde uygulanacak idari cezalar Çevre Kanunu ile uyumlu hale getirilmiştir.
• Yönetmelik kapsamında yer alan araç tiplerinden en az biri için TS 12047 standardını sağlayan yetkili servislere Yetki Belgesi verilmesi sınırı konulmuştur.
• Ölçüm istasyonu işleteninin yükümlülükleri netleştirilmiştir.
• Egzoz gazı emisyon ölçümü için her istasyonda en az bir ölçüm personeli çalıştırmak zorundadır. Egzoz gazı emisyon ölçümünde çalıştırılan personelin en az meslek lisesi motor, makine, elektrik, elektronik ve kimya bölümleri mezunu ya da bu konuda eğitim sertifikasına sahip olması ve bu konuda en az bir yıl çalışmış olması gerekmektedir.
• Yetki belgesi almaya haiz şartları sağlayan ölçüm istasyonlarının şehir merkezinde bulunmaması halinde, il çevre ve orman müdürlüklerince verilecek hizmetin şartları belirlenmiştir.
• Özelleştirilen araç muayene istasyonlarının egzoz emisyon ölçümü yapmak istemeleri durumunda, uygulanacak hususlar düzenlenmiştir.
• “Ölçüm cihazlarının kalibrasyonunun Türk Standartları Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Ulusal Metroloji Enstitüsü veya bu konuda yetkili kuruluşlardan alınan Kalibrasyon Sertifikalarına sahip laboratuar/kuruluşlar veya bu konuda yetkili kuruluşlardan alınan eğitim sertifikasına sahip şahıslar tarafından yapılması ve bu sertifikaların geçerlilik süresi bitiminden önce yenilenmesi gerekmektedir. “ hükmü eklenmiştir.
• Ölçüm istasyon işleteni ile ilgili “kusur” ve “suç” birbirinden ayrılmış; ilgili idari yaptırımlar her bir uygunsuzluk için ayrı ayrı tanımlanmıştır.
Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü Yönetmeliği
İÇ ORTAM HAVA KİRLİLİĞİ
İnsanların yaşadıkları,çalıştıkları,dinlendikleri kısaca bir günlük zaman diliminin yaklaşık %90 ını geçirdikleri ortam ta kapalı yada yarım kapalı mekanlardır.Bulunduğumuz bu mekanların havasını ise yine kendi faaliyetlerimiz sonucu oluşturduğumuz gaz,toz ve organik buhar emisyonları ile kirletmekteyiz.Öyleki bazen bina içi hava kalitesi dış ortam hava kalitesi ile kıyaslanamayacak kadar kirli olabilmektedir.
Kapalı ortamlardaki hava kalitesini etki eden faaliyetlere;
-Isıtma ve soğutma sistemleri,
-Sigara içilmesi,
-Bina yapım ve izolasyon maddeleri,
-Aşırı kalabalık
-Mobilyalar ve döşeme maddeleri ve temizlik faaliyetleri,
-Kişisel bakım faaliyetleri
-Hobi ( lehim,tamirat,ilaçlama vb) faaliyetleri,
-Elektrikli ve Elektronik ev aletlerinin çalıştırılmaları örnek olarak verilebilir.
Kapalı ortamlardaki hava kalitesinin kötü olması durumunda baş ağrısı, gözde kaşıntı, boğaz koruması, halsizlik , genizde yanma, dikkatin dağılması, işe konsantre olamama ve kokulara karşı aşırı duyarlılık yada duyarsızlık gibi şikayetler artmaktadır.
Ayrıca özellikle iş yerlerindeki kapalı ortamlarda çalışan yada vakit geçiren kişilerde ise daha ciddi şikayet ve rahatsızlıklara rastlanmaktadır. Bu tip şikayetlere neden olan kapalı ortamlar( bina içi mekanlar) hasta binalar buralardan kaynaklanan sorunlar ise hasta bina sendromları olarak tanımlanmaktadır. Kapalı ortamlardaki hava kalitesini etkileyen gazlar ve tozlar gibi kirleticilerin konsantrasyonları yetersiz havalandırma, uygun olmayan sıcaklık ve nem durumlarında artarak riskli durumların oluşmasına katkı sağlamaktadırlar.
Bu nedenle kapalı alanlarda maruz kalınan risk ve tehlikelerin tespiti son derece önemlidir. Bu konuda yapılmış olan pek çok çalışma ve bu çalışmalar sonucunda belirlenmiş olan limit değerler mevcuttur.İnsan sağlığına etki eden iç ortam kirleticilerinin çoğu hayatın vazgeçilmez birer parçasıdır. Bu maddeler fiziksel ve kimyasal özellikleri sebebiyle uçuculuk göstermektedirler. Bu nedenle iç ortam hava kalitesinin tespiti ve kirleticilere yönelik alınacak tedbirler insan sağlığı açısından çok önemlidir.
EMİSYONLARIN ÖNLENMESİ VE KONTROL ALTINDA TUTULMASI
Sanayi tesislerinin kuruluşunda ve işletilmesi esnasında gerekli tedbirlerin alınmaması uygun teknolojilerin kullanılmaması ve kontrolsüz proses uygulamaları kirletici emisyonların oluşumuna neden olmaktadır.
Kirletici Emisyonları kontrol etmek için önce kirleticilerin kaynaklarını tespit etmek gereklidir. Kirleticilerin oluşum sebeplerini ortadan kaldırmak ve ya en aza indirecek tedbirleri almak muhtemel kirliliğin önlenmesinde yapılabilecek ilk işlemdir. Şayet tüm tedbirlere rağmen bu kirliliğin oluşumunun engellenememesi söz konusu olduğunda ise yapılabilecek işlem bu kirliliğin giderimine yönelik işlemlerin uygulanmasıdır.
Kirletici emisyonları önleme yada giderme amacıyla yapılacak işlemler 3 grupta incelenebilir:
-Emisyon oluşumuna neden olacak işlemler öncesi alınan tedbirler.
-Emisyonun oluşumu esnasında uygulanacak tedbirler
-Emisyon oluşumu sonrasında kirliliği giderime yönelik tedbirler.
En önemli ve en yaygın hava kirliliği kaynakları katı, sıvı ve gaz yakıtların kullanıldığı yakma prosesleridir. Bu proseslerden oluşan kirliliğin önlenmesi veya giderilmesi için Yakma öncesinde kullanılacak yakıtın desülfürisazyon işlemine tabi tutulması ile muhtemel KÜKÜRT emisyonu oluşumunu engellenebilecek yada yasal sınırlar altına düşürülmesi sağlanacaktır.
Yakma esnasında uygulanacak bazı yöntemler ile ise gerek kullanılan yakıt gerekse uygulanan proses neticesinde oluşan NOx, SO2, CO ve CO2 gibi kirletici yanma ürünlerinin kontrol edilmeleri veya yasal sınırlar altına düşürülmesi mümkündür. Bu yöntemlerden bazıları ; sisteme beslenen havanın ayarlanması ( artırma/azaltma), atık baca gazının belli oranda sisteme geri beslenmesi, yakma sisteminde yapılabilecek modifikasyonlar ve yakma sistemi içine adsorplayıcı maddeler (kalsiyum,potasyum gibi) ilave etmek şeklinde tanımlanabilir.
Yakma işlemi neticesinde oluşan ve alınan tüm önlemlere rağmen yasal sınırlar üstünde değerlere sahip kirliliklerin oluşması durumunda ise bu kirliliği giderecek/yasal sınırlar altına düşürecek işlemler uygulanabilir. Fiziksel yada kimyasal filtrasyon sistemleri kirlilik giderimi konusunda yapılabilecek işlemlerdir. Özellikle Klor,Flor,Dioxsin,Furan, VOC,PAH gibi kirletici parametrelerin giderimi konusunda kompleks filtrasyon sistemlerinin kullanılması gereklidir.
HAVA KİRLİLİĞİNE KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER
-Hava kirliliğinin yoğun olduğu büyük illerimizde kaliteli ve temiz linyitin yakılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.
-Kentsel ısınmada doğal gazın kullanımının artırılması ve yoğun hava kirliliği yaşanan illerimize doğal gazın götürülmesi gerekmektedir.
-Yakıtların tekniğe uygun olarak yakılabilmesi için kazanın, yakıtın yanma özelliğine göre standartlarına uygun olarak üretilmesi ve uygun yanma şartlarının sağlanması gerekmektedir. Kazan yakıcıların periyodik zamanlarda eğitilerek, uygun yakma kurallarını öğrenmeleri sağlanmalıdır.
-Büyük ısıtma sistemlerine filtre takma zorunluluğu getirilmelidir.
-Sadece uçucu kül için elektrofiltre bulunan termik santrallere desülfürizasyon tesislerinin de zorunlu olarak kurdurulması sağlanmalıdır.
-Bina projelerinde, baca ve kazanın konacağı yer standartlara uygun olmalı ve ısı yalıtımına önem verilmelidir.
-Motorlu taşıtlar için; karbüratör ayarı şartı getirilmeli portatif CO ve HC için kurşuna dayanıklı katalizörler veya oksidasyon katalizörleri kullanılmalı, sekonder hava NOX için egzoz gazı resürkülasyonu uygulanmalıdır. Almanya’ da olduğu gibi benzindeki kurşun miktarı 0.15 gr/lt seviyesine indirilmeli ve kademeli olarak kurşunsuz benzine geçilmelidir.
Atmosferdeki kükürt ve azot oksit emisyonlarının azaltılması uzun vadede gerçekleştirilecek bir işlem olduğundan çevrede yarattıkları olumsuz etkileri nedeniyle emisyonlarının azaltılması için gereken önlemlerin vakit kaybetmeden alınmasının zorunluluğu açıkça görülmektedir. Bunun yanında acil önlem olarak bir bölgede hava kirliliği, teknolojik önlemler tespit edilerek dikkatle gözden geçirilmeli ve uygulanmalıdır. Asit depolanması sorununa bilimsel yönden çözüm yolları ararken, zarar tespitleri yapılmalı ve ekosistem detaylı bir şekilde incelenmelidir. Ayrıca problem politik ve bilimsel olarak benimsenmelidir.
1950 lerden beri hava kirliliğinin insan sağlığına etkilerini gösteren kanıtlar vardır. 1980 sonları 1990 larda ise yeni epidemiyolojik çalışmalarla hava kirliliğinin sağlığa etkileri gösterilmiştir.
Bu çalışmalar önce ABD ve Avrupa ülkelerinde yapılmış, daha sonra pek çok ülkede de benzer çalışmalar ile sağlığın olumsuz etkilendiği gözlenmiştir. Bu çalışmalarda ölümler, hastaneye başvurular gibi sağlık göstergeleri ile havadaki kirleticilerin konsantrasyonunun ilişkisi aranmış ve her ikisinin birlikte artış veya azalış gösterdiği belirlenmiştir.
Hava kirleticilerindeki günlük artışlar çeşitli akut sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Örneğin kirletici konsantrasyonunda artma astma ataklarında artışa yol açmaktadır. Kirleticilere uzun süreli maruz kalım ile sağlıkta kronik etkiler ortaya çıkmaktadır.
ABD ve Hollanda'da yapılan çalışmalarda hava kirliliği olan bölgelerde yaşayanların ömrünün, kirliliğin olmadığı bölgelerde yaşayanlara göre 1-2 yıl daha kısa olduğu belirlenmiştir.
Yalnızca gelişmekte olan ülkelerde havada bulunan partiküler madde ve kükürt dioksit nedeniyle yılda 500,000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir.
Hava kirliliğinin sağlık etkisi öksürük ve bronşitten, kalp hastalığı ve akciğer kanserine kadar değişmektedir. Kirliliğin olumsuz etkileri sağlıklı kişilerde bile gözlenmekle birlikte, bazı duyarlı gruplar daha kolay etkilenmekte ve daha ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır (Tablo.2). Bu gruplardan biri yaşlılardır. Fizyolojik kapasitesi ve fizyolojik savunma mekanizması fonksiyonlarındaki azalma, kronik hastalıklardaki artma nedeniyle yaşlılar normal popülasyondan daha duyarlıdır, bu nedenle daha kolay etkilenmektedir. Küçük çocuklar savunma mekanizması gelişiminin tamamlanmaması, vücut kitle birimi başına daha yüksek ventilasyon hızları ve dış ortamla daha sık temas nedeniyle daha fazla riske sahip diğer bir gruptur. Yaş yapısı yanısıra hava yolunda daralmaya yol açan hastalıklar da kirleticilere duyarlılığı artırmaktadır.
Yapılan çalışmalar kirlilik arttıkça astma ve kronik obstrüktif akciğer hastalıkları (KOAH) gibi hastalıkların alevlenmelerinde artış olduğunu göstermiştir. Kalabalık yaşam, yetersiz sanitasyon, beslenme yetersizliği gibi düşük yaşam standartları da duyarlılığı etkileyen faktörlerdendir. Bu koşullarda yaşayanlar enfeksiyon hastalıkları sorunları ile karşı karşıyadır ve yetersiz sağlık hizmeti almaktadırlar. Bu nedenle hava kirliliğinin sonuçlarından daha fazla etkilenilmektedir.
ÇEVRE İLE İLGİLİ KANUN, YÖNETMELİK VE TEBLİĞLER
Çevre sorunlarının artması, çevre ile ilgili tedbirlerin alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. Çevresel değerlerin hukuki güvence altına alınması amacıyla çevreye ilişkin hükümler bir çok ülkede Anayasa, Kanun ve Yönetmeliklerde yer almaya başlamıştır.
Dünyada küresel bir boyut kazanan sanayi kaynaklı çevre kirliliği, çevrenin korunması, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ilgili koruma ve kullanım esaslarının belirlenmesine yönelik uluslararası antlaşmalar, çevre ile ilgili yargı kararları ve bu yargı kararları sonucu ortaya çıkan içtihatlar çevre hukuku ile ilgili gelişmelerdir. Çevre hukuku ile ilgili gelişmeler ilk olarak 1982 Anayasasının 56. Maddesinde: "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların görevidir." ibaresiyle yer almıştır. Anayasada bu hükmün ve hakkın yer alması çevre mevzuatının da ülkemiz açısından geliştirilmesini ve uygulanmasını zorunlu hale getirmiştir. İlk Çevre Kanunu 09.08.1983 tarihinde 2872 sayı ile yayınlanmıştır.
4 Temmuz 2011 tarih ve 27984 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede, 644 Sayılı "Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile 645 Sayılı "Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname " yayımlandı.
ÇEVRE HUKUKU
Çevre sorunlarındaki artış aynı zamanda çevre ile ilgili tedbir alınması gerekliliğini de ortaya çıkarmış, çevresel değerlerin hukuki güvence altına alınması amacıyla çevreye ilişkin hükümler Anayasa, Kanun ve Yönetmeliklerde yer almaya başlamıştır.
Küresel bir boyut kazanan çevre kirliliğinin önlenmesi, çevrenin korunması, iyileştirilmesi, doğal kaynaklarla ilgili koruma ve kullanım esaslarının belirlenmesine yönelik uluslararası antlaşmalar, çevre ile ilgili yargı kararları ve bu yargı kararları sonucu ortaya çıkan içtihatlar çevre hukuku ile ilgili gelişmelerdir.
Çevrenin korunması ve çevre kirliliği problemi, kirliliğin kaynağı olan ülke ile sınırlı kalmamakta dünya üzerinde var olan diğer devletleri ve insanları da etkilemekte ve ilgilendirmektedir. Bunun tabi sonucu olarak, çevre ile ilgili birtakım devletler arası düzenlemelerin yapılması da zorunluluk olduğundan, çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi için bir takım devletlerarası çalışmalar ve toplantılar düzenlenmiştir. Çevre sorunları tüm dünyayı etkilemekte ve bu nedenle uluslararası düzeyde çözüm yolları aranması gerekmektedir.
Bu çalışmaların ilki 1913 yılında yapılan Bern Konferansıdır. Bu konferansı 1923 yılında Paris ve Londra’da yapılan konferanslar izlemiştir. Bundan sonra da birçok devletler arası toplantılar tertip edilmiştir.
Çevre kirliliğinin tespiti ile ilgi analiz veya ölçüm sonucu, fotoğraf, kamera görüntüsü, tutanak vb. deliller Savcılığa intikal ettirilmektedir. Cumhuriyet Savcısı yaptığı değerlendirme sonucu, kamu davası açılması istemli olarak dosyayı Sulh Ceza Mahkemeleri’ne göndermekte veya Kamu Adına Takibata Mahal Olmadığına karar vererek Müştekiye (ihbar edene) bilgi vermektedir. Kamu Adına Takibata Mahal Olmadığına Dair Karar ise genellikle Valilikler tarafından Ağır Ceza Mahkemeleri nezdinde temyiz edilmektedir.
Çevre Mevzuatı kapsamında Çevre ve Orman Bakanlığı' nın ilgili birimlerince gerçekleştirilen çevre denetimleri sonucunda uygunsuzluk tespit edilmesi halinde adli ve idari yaptırımlar uygulanmaktadır.
İdari Nitelikte Cezalar: 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu kanuna istinaden yayımlanan yönetmeliklerde belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak atık ve artıkları taşımak, depolamak, uzaklaştırmak, gürültüye neden olmak vb. suçlar nedeni ile uygulanan para cezaları ve faaliyetten men cezaları idari nitelikte cezalardır.İdari para cezaları Çevre Kanununun 20. Maddesinde, faaliyetlerin durdurulması ile ilgili cezalar ise Çevre Kanununun 15. Maddesinde düzenlenmiştir.
Adli Nitelikteki Cezalar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Çevreye Karşı Suçlar başlıklı 2. Bölümünde yeralan 181-182 ve 183. Maddeleri, çevre kirliliğine neden olduğu tespit edilen gerçek ve tüzel kişilere uygulanacak adli para cezaları ve hapis cezalarını içermektedir. Bu nedenle çevre denetim görevlileri tarafından çevre kirliliğinin tespiti halinde idari nitelikte ceza uygulanmasını takiben, çevre kirliliğine neden olma fiilinin Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri kapsamında değerlendirilerek kamu davası açılması için Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır.
ÇEVRECİ
Endüstri genellikle çevresel sorunların başlıca kaynağı olarak sunulmakla beraber, Avrupa'nın endüstri sektörü aslında çevreye etkisini azaltma hususunda hane tüketimi ve özel ulaşım gibi alanlardan daha fazla ilerleme kaydetmiştir.
Bu durum kısmen endüstrinin çevresel düzenlemenin ilk hedefi olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca milyonlarca kişiyi yaşam tarzlarını ve alışkanlıklarını değiştirmeye ikna etmektense birkaç bin şirketi değişiklik yapmaya zorlamak daha kolaydır. Üçüncü bir faktör ise ağır sanayinin bırakılması eğilimindeki artıştır. Avrupa endüstrisi giderek genel olarak daha çevre dostu ve akıllı katma-değerli ürünler olan hizmetler sunmaya yoğunlaşmaktadır.
Giderek daha çok sayıda televizyon, DVD, PC, dizüstü bilgisayar, cep telefonu, müzik seti ve mutfak aletleri alıyoruz ve bunları giderek daha sık olarak yenileriyle değiştiriyoruz.
Haneler Avrupa'da kullanılan elektriğin % 28,8'ine karşılık gelmekte olup, hanelerin elektrik tüketimi artmaktadır. Ayrıca daha az kişi için daha büyük evler yaparken, evlerimizde de daha fazla enerji harcıyoruz.
Kısıtlı enerji kaynakları ve küresel ısınma tehdidini göz önünde bulunduran birçok şirket ve kuruluş yalnızca çevreci ürünler tasarlamak ve üretmekle kalmıyor sosyal sorumluluk projelerinde de bu konuya yoğunlaşıyor. Bazı şirket ve kuruluşlar tüketicisini bu konuda bilinçlendirmeyi hedeflerken bazıları da hammadde ve malzeme sağladığı tedarikçi şirketleri daha çevreci olmaya davet ediyor.





